Katolik - Ortodoks ayrımı neden?

Roma ve İstanbul kiliselerinin Katolik ve Ortodoks olarak ayrılmasının siyasi nedenleri dışında itikadi nedenleri de vardır. İki büyük kilise arasında kutsal ruh, ikili ruh, Roma'nın cumartesi orucu, papazların evlenme yasağı konusunda ihtilaflar mevcuttur. Cennet ve cehennem her iki kilise tarafından kabul edilirken, Katoliklerin 13. yy da ortaya attıkları "Araf'ta arınma" itikadını kabul etmezler. Ayinlerin yapılış düzeninde farkılık olduğu gibi, Katolikler gibi sadece Latince değil, her dilde ayini kabul ederler. Noel ve Paskalya, Katoliklerden farklı tarihlerde kutlanılır. Teslisi (üçleme) yorumlarken Katolikler işe Tanrı'nın birliği, Ortodokslar ise şahısların üçlüğü gözü ile bakarken, çarmıha gerilme olayını Katolikler Mesih' in kendisni kurban etmesi şeklinde yorumlarken, Ortodokslar Hz. İsa' nın zaferi, insanlığın kurtuluşu olarak görmektedir. Aradaki fark, doğrudan Doğu insanı ile Latin Avrupa bakış açısından kaynaklanır. Temelde Doğu-Batı olaylara yaklaşım farkı yada daha doğrusu anlaşamaması vardır. İki kilise arasındaki bir diğer ihtilaf konusu da İstanbul kilisesindeki kutsal Akşam Yemeği'nde mayalı, Roma kilisesinde ise mayasız ekmek kullanılması. Ortodokslar için maya, Kutsal Ruhu simgeliyormuş. Ortodokslar Katolikleri bu nedenle "Kutsal Ruhun değmediği" ya da "Rahmetten nasibini almayanlar" olarak nitelemişler. Ortodoks papazlar sakal bırakabiliyorlar. Katoliklerde ise yasak. Ortodoks papazlar manastır yemini etmemiş olmaları koşuluyla evlenebiliyorlar. Katolik rahipler ise evlenemiyorlar. Ortodoks kilisesinde bazı özel durumlarda boşanma mümkün. Aslında onbirinci yüzyıldan evvel Roma kilisesine bağlı rahipler evlenebiliyorlardı. Halkla yakın temas halindeydiler. 1073-1085 yılları arasında hüküm süren Papa VII. Gregorius papazlara evlenme yasağı koydu. Rahiplerin halka fazla temas içinde olmalarını önlemek ve onları Romaya daha çok bağlamak istiyordu. 1054'de Vatikan, İstanbul Patrikliği'ne evli papazların takibata uğratılmalarını da istemiş. İstanbul bunu reddetmiş. Ortodokslar Katoliklerin Cumartesi günü oruç tutmalarını Yahudiliğin etkisine bağlıyorlarmış. Bu çekişmeler temelde 9. yy. kadar ciddi bir kavgaya sebep olmadı. Asıl sorun Vatikan kilisesinin siyasi etkisini Doğu ülkelere yayma arzusu ile başladı. Buna siyasi kavgaya dinsel kılıf ise, "filioque" denilen "oğuldan" tartışmasıdır. İznik konsülünde kabul edilen amentüye (kredo) Katolik kilisesi tarafından 11 yy. da getirilen "oğuldan" takısı Ordodokslar tarafından kabul edilmedi. Ortodokslar Kutsal Ruh'un sadece Baba'dan çıktığını kabul ederken, Katolikler ise Baba'dan ve Oğul'dan çıkmaktadır demektedir. Vatikan'nın kredoya eklediği "oğuldan" takısını okumayan kiliseleri afaroz etmekle tehdit etti. İstanbul patriği ise buna "sapkınlık" dedi ve 1052 yılında İstanbul'daki Latin (katolik) kiliselerini kapadı.

Başkaca Katolik kiliseleri tam bir hiyerarşik düzen içinde iken, Ortodoks kiliseleri ise eşitlik temelde yapılanmış, önce söz söyleme hakkı İstanbul kilisesine verilmiştir. Bu nedenle Ortodokslar, "Papa' nın yanılmazlığı" ilkesine saçmalık derler. Yanılmayan ise ekümenik (evrensel) konsey üyelerinin aldığı kararlardır. Çünkü ortak aklın ürünüdür.

Ayasofya'ya Aforoz fermanı

Patriğin, Trania Piskoposu'na mektup yazarak Katolik doktriniyle ilgili (başta ev harist ayninde, ekmeğe katolikler maya katmaması gibi) sorular sormasını bahane eden Papa IX. Leo, Humbert isimli bir kardinalini 1054 yılında İstanbul'a göndermiş. İstanbul Patriği Humbert'in arabulucu olarak geldiğini sanmışlar. Meğer Humbert'in görevi başkaymış. Humbert, ayağının tozuyla doğruca Ayasofya'ya gitmiş. Papanın, Doğu Kilisesini aforoz fermanını Ayasofya'nın sunağına bırakmış. İstanbul Patriği Cerularius, misilleme yaparak Roma Kilisesi'ni aforoz etmiş. Bu arada Papa IX Leo, Normanlar tarafından esir edilmiş. Aynı yıl esarette yaşarken vefat etmiş. Yeni Papa'nın seçimi ise 1 yıl kadar sürmüş. 1204'de Dördüncü Haçlı Seferi'nde Latinlerin İstanbul'a gelerek, ikonları ve kutsal çanakları parçalamaları, rahipleri asmaları, Patriğin tahtı üzerine fahişelerin şarkı söylemeleri iki eski kilise arasındaki düşmanlığı iyice derinleştirmiş. Aynı olaylar sırasında müslüman tüccarlara tahsis edilen bir mescit de Frankların saldırısına uğrayarak yakılmış. Yangın çevreye de sıçramış.

Bin yıllık Aforoz, 1967'de kalktı

1054'ten itibaren kesin olarak bölünen Roma ve İstanbul kiliseleri arasındaki düşmanlık neredeyse bin yıl kadar sürdü. Papa VI. Paul döneminde 1962-1965 yılları arasında gerçekleşen İkinci Vatikan Konsülü'nde alınan karar doğrutusunda iki kilise arasındaki ihtilafların giderilmesi için Hıristiyanlar Birliği Sekretaryası kuruldu. Ayrıca 18-25 Ocak günlerini Hıristiyanları Birleştirme Haftası ilan edildi. "Ayrılık duvarları göklere kadar yükselmeyecektir" denildi. VI Paul, 1964'de Kudüs'te İstanbul Rum Patriği Athenagoras ile buluştu. 25 Temmuz'da 1967'de de İstanbul'a gelerek Patrik Athenagoras'ı ziyaret etti. Athenagoras de 26 Ekim 1967'de Roma'ya giderek Papa VI Paul'u ziyaret etti. Bu görüşmelerden önemli bir sonuç elde edildi. 1054'deki iki kilise arasındaki aforoz kaldırıldı. II Jean Paul, 29 Kasım 1979'da İstanbul Fener Patriği I. Dimitrios'u ziyaret etti. Patrikhanede müşterek ayin yapıldı. 28 Haziran 1982'de de Kadiköy Metropoliti Meliton ve beraberindeki heyet I. Dimitrious'u temsilen Vatikan'ı ziyaret etti.


 

 

Yorum Yaz