Ölü Deniz Parşömenleri -I

Melkisedek ve Melkiresha Oğulları (Kıyamet günü-Son Savaş)

(© Copyright yazının her türlü hakkı korunmuştur; fikir ve sanat eserleri kanuna göre kısmen yada tamamen alıntı yapılamaz.)

Yahudi ve Hristiyan inancına göre; Melkisedek, anlamı tam olarak Malkitsedek (dürüst kral yada Tsedek Kralı) demektir. Bir başka anlamı “kralım adalettir”. Tsedek, “dürüst-adil şehir” anlamında; Bet-Amikdaş' ın (tapınak) ileride kurulacak yeri olan Yeruşalayim (Kudüs)' in sembolik adıdır.

 

 

Işık Oğullarının başında olduğu ordu ile kıyamet gününde, Mısır, Kenan ülkesi ve Filistin arasında, son Armagedon (1) savaşında; iblisi ve oğullarını yenerek (2) onuncu jübilenin (insanoğlunun son günü) sonunda Davud'un ilahisinde yazdığı gibi; "kötülüğe sapanları Tanrı adına yargılayacaktır." (3) Melkisedek, “Cennetin oğulları" (iyi melekler) Ya da “Adaletin hakimlerinin” başıdır.

Yahudi geleneğinde Elohim sözcüğü aynı zamanda yargıç yada hükümdar, hükmeden olarak geçer. Sadece Tanrı' nın adı olmayıp, başkalarına dahi “Elohim” denirdi. (4) Bu gelenek gereğince yazılan Ölü Deniz Parşömenlerinde Melkisedek, son yargılamada kutsal kurulun başında Elohim "yargılayan ve hükmeden ilahların başı" olarak anılır.

 

 

Hristiyan geleneğinde Mikail' in karşılığıdır. (5) Aslında bir melektir. Kıyamet günü İblisi ve çocuklarını ayaklar altına alarak mızrağı ile yok edecektir. İnsanoğlu, bu savaşta iyinin yanında ise, Melkisedek' in başını çektiği, Cennetten gelen Işık Oğulları (diğer iyi melekler) ile birlikte kötülüğün Karanlığın Prensi' nin Oğullarına karşı savaşacaktır. (Ölü Deniz Par. 4Q548) Melkisedek, Tevrat' a (Tekvin 14: 18-20) göre "Şalem Kralı" olup, Hz. İbrahim tarafından kendisine ondalık (vergi) verilmiş ve Melkisedek kendisini kutsamıştır.

    

Melkisedek gerçekten başmelek Mikail ise, Şalem Krallığı yeryüzünde değildir. Tanrı, “İnsanı sürdü, Yaşam ağacının yolunu korumak için, Aden'in doğusuna Keruvim'i ve sürekli dönen kılıcın alevini yerleştirdi.” (Tekvin 4:24) Tanrı yeryüzünden Aden Bahçesini almış (6) ve alevler ile görünmez kılmış, koruyucu melekler ile girilmez yapmıştır. Yahudi inancına göre; Aden Bahçesi, Kıyamet günü gökyüzünden bugünkü Kudüs üzerine inene kadar (7), başka alemlerde bulunmaktadır. Şalem, aynı zamanda Kudüs'un eski adı ise geçekten Melkisedek' de cennettin (Aden Bahçesinin) baş meleği olarak "Şalem Kralı"dır.


Ölü Deniz Parşömenlerinde; Hz. İbrahime ait vahiy kitabından bahsedilir ve bu yazılı sırrı söylemek üzere oğlunu (hangisi? belli değil) çağırır; “... ve sana (kutsal) adlarını açıklayacağım... O, En Yüce Tanrı'nın kutsal kahinidir. (8) Ayrıca O'nun soyu da (seninki gibi) ebedi çağlar boyunca kutsal olacak...” (Ölü Deniz Par. 4Q543a,546d:4 bölüm) "O'nun soyu" ibaresinden, kahinlik soyundan bahsedilir. 

Aziz Pavlus, itikatına dair tüm savunmasını Melkisedek ve onun soyuna dayandırmış, Levilere verilen kutsal kahinlik (peygamberlik) görevinin son bulduğunu, keza başta Melkisedek'ten Levi soyuna yani Hz. İbrahim' e geçen kutsiyetin, tekrar eski sahibi Melkisedek soyundan Hz. İsa' ya geçerek, yasanın hükümsüz kılındığını, kendisini kurban ederek kahinlerin kurban görevine son verdiğini, sonsuza dek yaşayacak ve bir devamı gelmeyecek, Tanrı' nın sağında oturacak, son günde “gökyüzü krallığı” ile birlikte (Aden Bahçesi) Kudüs' e geri gelerek, Melkisedek ile birlikte düşmanlara karşı savaşacağını ileri sürmüştü. Aziz Pavlus kuşkusuz ki Ölü Deniz Parşömenlerinin temel fikrinden haberdardır. Ustaca sözlerle; yasayı (Musevi şeriyatı) kaldıran ve böylece kahinliğin el değiştirdiği, Leviler'den, Melkisedek'e geri geldiği savı ile yeni bir dinin temellerini atmış oldu.

O zamanlarda Hz. İsa, Yahudi Hahamları (kahinleri) içinde Levi soyundan olmadığı gerekçesi ile itibar görmemiş idi. Talmud'a göre; Kutsiyet Melkisedek' ten Hz. İbrahim'e geçmiş, çünkü kendisini kutsayarak el vermişti. Bu halde Kutsiyet tekrar Melkisedek kahinlerine dönemezdi. Aziz Pavlus ustaca laflarla bu kutsiyeti geri çevirmiş ve Hz. İsa' yı dirilerek gökyüzüne gittiği gerekçesi ile kutsiyetin devamını engellemiştir. Pavlus' un açıklamasına göre (İbraniler 7:3) Melkisedek, "babasız ve annesizdir, ne günlerin başlangıcı ne yaşamın sonu vardır", bir anneden doğmamış ve ölümsüz olan ancak bir melek olmalıdır. (9) 

Melkiresha; tam anlam olarak adalet ve dürüstlüğün karşıtı olarak “kralım günahkarlıktır” anlamındadır. Bildiğimiz manada “İblis” demektir. Değişik isimleri vardır; Satan; İbranice “düşman” demektir. Bu insan olabileceği gibi melek gibi ilahi bir varlıkta olabilir. Yanlış olarak iblis ile özleştirilmiştir. Satan bir ünvandır, isim değildir. Eyüp kitabında bu isimle Hz. Eyüp' e Tanrı' nın verdiği yetki ile kötülük-düşmanlık eden meleğin adıdır. (10) Diabolus; Latince “suçlayan-iftira eden” dır. Luka ve Matta da geçen. İncil latinceye tercüme edilirken, Satan anlam kayması ile “diabolus-diabolos” olarak geçirilmiştir. Bir başka anlamı “daimon” dur. Daimon, tanrılar ile insanlar arasındaki -aracı ruhtur-. Çoğu zamanda ölen bir kahramanıdır. Lucifer; aslında hiç kimsenin adı değildir. Sadece “ışığı getiren” anlamındadır. Aynı zamanda güneş doğmadan önceki sabah yıldızıdır. Venüs' tür. (11) Fakat (İşaya 14:12) deki anlam tercümesi hatalı olarak iblis ile özdeştirilmiştir. İşaya' da anlatılan ölüler diyarına düşen bir Babil kraldır, iblis değil. Fakat tam aksine Hezekiel'de 28. babta; "Yaratıldığın günden Sende kötülük bulunana dek Yollarında kusursuzdun. Ticaretinin bolluğundan Zorbalıkla doldun Ve günah işledin. Bu yüzden kirli bir şey gibi Seni Tanrı'nın dağından attım, Yanan taşların arasından kovdum, Ey koruyucu Keruv. Güzelliğinden ötürü Gurura kapıldın, Görkeminden ötürü Bilgeliğini bozdun. Böylece seni yere attım".  İslamî yazarların hikayeleri dahi farklı değildir. “İblis, günaha girmeden önce, meleklerden olup, adı Azazil idi. O, yeryüzü ahalisindendi. Meleklerin en çok ibadet eden ve en bilgililerindendi. ... O, yeryüzünü bayındırlayandandı. O vakit yeryüzü ahalisi arasında meleklerden gelen ve cin adını taşıyanlarda yaşıyordu. O (Azazil) cin adını taşıyan bir uruktandır. O tüm dünya gögü meleklerinin başı idi. Cinler dumansız ateşten yaratılmış iken, Melekler nurdan (ışıktan) yaratılmıştır .... Azazil, yeryüzünü yönetmektedir. Cennetin hazinedarı ve muhafızı, dünya ve göğün kralıdır” (Taberi I.Cilt 103-108) Taberi' nin anlatımı (Hezekiel 28:13-17) ile uyumludur. (12) Görüldüğü üzere Batı anlayışında İblis'in isimleri tamamen ya yanlış tercümeden, yada yerleşik hatalı algılardan doğmuştur.

Ölü Deniz Parşömenlerinde İblis, Melkiresha olarak geçtiği gibi, Karanlığın Oğulları, Beliyal olarak üç adı vardır. “Üç kötü ruh, kralları İbranice Armagedon denilen yere topladılar.” (Ölü Deniz Par. 4Q543,545-7) Bahsi geçen üç ayrı isim üç ayrı ruh olarak yorumlanmıştır. İçlerindeki Prens Melkiresha, en önemlisidir. Batı edebiyatında “Karanlıklar Prensi” denir. Oğullarının genel adı, “Karanlıklar Oğulları”dır. İblis' in oğullarının temeli yılan şeklindeki İblis'e hitaben; (Tekvin 3:15) “Kadınla aranıza, onun çocuklarıyla senin çocuklarına arasına düşmanlık yerleştireceğim. O, senin kafanı ezecek, Sende onu topuğundan sokacaksın.” Tanrı' nın laneti sanıldığının aksine tüm insanlığa yönelik değildir.

Adem Cennetten kovulmuş, “hayatın tüm günlerinde topraktan ıstırapla yiyecek çıkaracaksın” (Tekvin 3:17) Havva için “ıstırap içinde çocuk doğuracaksın”. (Tekvin 3:16)

Kabil'in kardeşi Habil'i öldürmesi sonucu Kabil, öldürülmesi halinde öldürenin yedi nesil sonrası cezalandırılacaktır. (Tekvin 4:15) “Kimse bulup öldürmesin diye, Kabil'in üzerine bir nişan koydu.” Cümlede bahsi geçen işaret Haham Midraş'a göre boynuzdur. İlk suçu işlemekle alnına konulan bu işaret “boynuz” ise, cennetteki ilk başkaldırıyı gerçekleştiren İblis'te, kıyamete kadar insanlığı saptırmak için kendisine izin verlen ve öldürülmeyecek bir soy olarak Kabil' den İblis'e Hristiyan geleneği olarak aktarılmıştır. Eşdeğer benzerlikten şu anlamda çıkabilir; ölümden korunanların alnına boynuz konulacaksa, bu Kabil' de olduğu gibi, ilk karşı çıkan İblis'e de boynuz yakıştırılmıştır. İblis Cennet' te ilk günahı işlemiş, Kabil yeryüzünde ilk günahı işlemiştir. Kabil' in cinayeti için öldürülmemesi için boynuz ile işaretlenmiş ise, İblis' te kıyamette kadar ilk günahı için boynuz ile işaretlenmiş ve "ölümsüzlüğü" korunmuştur.

Benzerlikten anlaşılan boynuz lanetin değil, ölümden korunmanın simgesidir. Büyük İskender, başlığına boynuz koyduğunda, isteği ölümden korunmaktır. Sümer, Hitit, Mısır ve Asur'da Tanrılar ve yardımcıları (melekler) boynuzludur. Tabiki  ölümsüzdürler.

13. yy kadar, İblis çatal dilli yılana benzer, Leviathan gibi canavar şeklinde ortak bir görünüm biçimde resmedilmiştir. Sanılanın aksine Musa Heykelindeki boynuzlar, yanlış tercümeden değil, Musa' nın ölümsüzlüğünü sanatçı anlatmak istemiştir. İncil' de Hz. Musa ölümsüzdür. (Matta 17:3) 

Kıyamet günü (Kumran yazıtlarına göre) son savaşta Melkisedek, İblis oğulları ile savaşacak, galip her zaman iyilik ve adalet sahibi Melkisedek, Işık Oğulları ve onlara yardımcı olan iyi ve doğruluk üzerine Salih olan insanlar olacaktır.

Kaynak:

(1) "İşte hırsız gibi geliyorum! ...Üç kötü ruh, kralları İbranice Armagedon denilen yere topladılar.” (Vahiy 16:15- 16) “... Mısır, Kenan ülkesi ve Filistin arasındaki savaş...” (Ölü Deniz Par. 4Q543,545-7)

(2) “Elohim' iz, onları Beliyal 'in (iblisin) elinden kurtaracak olan Melkisedek'tir. (Ölü Deniz Par. IIQ13)

(3) “Elohim yerini aldı kutsal kurulda, Yargısını açıklıyor ilahların ortasında:” (Mezmurlar 82:1)

(4) “ve sen onun için Elohim (kral-hükümdar-hükmeden) gibi olacaksın” (Çıkış 4:16)

(5) “Oysa Başmelek Mikail bile Musa'nın cesedi konusunda İblis'le çekişip tartışırken, söverek onu yargılamaya kalkışmadı. Ancak, "Seni Rab azarlasın" dedi.” (Yahuda 1:9)

(6) "Doğruluğun ardından giden, RAB'be yönelen sizler, beni dinleyin: Yontulduğunuz kayaya, Çıkarıldığınız taş ocağına bakın. Atanız İbrahim'e, sizi doğuran Sara'ya bakın. Çağırdığımda tek kişiydi İbrahim, Ama ben onu kutsayıp çoğalttım. RAB Siyon'u ve bütün yıkıntılarını avutacak. Siyon çölünü Aden'e, bozkırı RAB'bin bahçesine döndürecek. Orada coşku, sevinç, Şükran ve ezgi olacak." (Yeşua 51:1-3)

(7) “Galip geleni Tanrı' mın Tapınağı'nda sütun yapacağım. Böyle biri artık oradan hiç ayrılmayacak. Onun üzerine Tanrı'mın adını, Tanrı'ma ait kentin -gökten Tanrım'ın yanından inen yeni Yeruşalim'in- adını ve benim yeni adımı yazacağım.” (Vahiy 3:12)

(8) “RAB efendime: 'Ben düşmanlarını ayaklarının altına serinceye dek Sağımda otur' diyor. RAB Siyon'dan uzatacak kudret asanı, Düşmanlarının ortasında egemenlik sür! Savaşacağın gün Gönüllü gidecek askerlerin. Seherin bağrından doğan çiy gibi Kutsal giysiler içinde sana gelecek gençlerin. RAB ant içti, kararından dönmez: 'Melkisedek düzeni uyarınca Sonsuza dek kâhinsin sen!" dedi. Rab senin sağındadır, Kralları ezecek öfkelendiği gün. Ulusları yargılayacak, ortalığı cesetler dolduracak, Dünyanın dört bucağında başları ezecek.” (Mezmurlar 110:1-6)

(9) “İbrahim de ona her şeyin ondalığını verdi. Melkisedek, adının anlamına göre, önce "Doğruluk Kralı"dır; sonra da "Şalem Kralı", yani "Esenlik Kralı"dır. Babasız, annesizdir; soyağacı yoktur. Ne günlerinin başlangıcı, ne yaşamının sonu vardır. Tanrı'nın Oğlu gibi sonsuza dek kâhin kalacaktır....Melkisedek ise Levili kâhinlerin soyundan olmadığı halde, vaatleri alan İbrahim'den ondalık kabul etmiş ve onu kutsamıştır. Hiç kuşkusuz, kutsayan kutsanandan üstündür....Eğer Levililer'in kâhinliği aracılığıyla yetkinliğe erişilebilseydi -nitekim Kutsal Yasa bu kâhinliği öngörerek halka verildi- Harun düzenine göre değil de, Melkisedek düzenine göre başka bir kâhinin gelmesinden söz etmeye ne gerek kalırdı? ... Çünkü kâhinlik değişince, Yasa da zorunlu olarak değişir. O, Yasa'nın soyla ilgili ön koşuluna göre değil, yok edilemez bir yaşamın gücüne göre kâhin olmuştur. Çünkü, "Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek kâhinsin" diye tanıklık ediliyor. Önceki buyruk, zayıflığı ve yararsızlığı nedeniyle geçersiz kılındı. Çünkü Yasa hiçbir şeyi yetkinleştiremedi. Bunun yerine, aracılığıyla Tanrı'ya yaklaştığımız daha sağlam bir umut verildi. Bu da antsız olmadı. Öbürleri ant içilmeden kâhin olmuşlardı. Ama O kendisine, "Rab ant içti, kararından dönmez, Sen sonsuza dek kâhinsin" diyen Tanrı'nın andıyla kâhin oldu. Böylece İsa daha iyi bir antlaşmanın kefili olmuştur. Önceki düzende çok sayıda kâhin görev aldı. Çünkü ölüm, görevlerini sürdürmelerini engelliyordu. Ama İsa sonsuza dek yaşadığı için kâhinliği süreklidir. Bu nedenle O'nun aracılığıyla Tanrı'ya yaklaşanları tümüyle kurtaracak güçtedir. Çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır. Böyle bir başkâhinimiz -kutsal, suçsuz, lekesiz, günahkârlardan ayrılmış, göklerden daha yücelere çıkarılmış bir başkâhinimiz- olması uygundur. O, öbür başkâhinler gibi her gün önce kendi günahları, sonra da halkın günahları için kurbanlar sunmak zorunda değildir. Çünkü kendini sunmakla bunu ilk ve son kez yaptı. Kutsal Yasa, zayıflıkları olan insanları başkâhin atamaktadır. Ama Yasa'dan sonra gelen ant sözü, sonsuza dek yetkin kılınmış olan Oğul'u başkâhin atamıştır.” (İbraniler 7. bab.)

(10) Şeytan “Yüzü Olmayan Maske” Luther Link.

 

(11) “Cennetten nasıl düştün Lucifer, sabahın oğlu!” (İşaya 14:12) (How art thou fallen from heaven, O Lucifer, son of the morning! how art thou cut down to the ground, which didst weaken the nations!) Bu cümlede bir kralın yenilgisi anlatılmış, İbranice, Helel (parlak olan), Yunanca “eosphoros” sabah yıldızı yani Lucifer' dir. Hristiyan geleneğine bu cümlenin yanlış tercümesi sonucu parlak sabah yıldızı Lucifer olmuştur. Burada anlatılan aslında kötü bir kraldır. Zalim kral iblis ile özleştirilmiştir.

Matta 13:39 "Inimicus autem, qui seminavit ea, est diabolus. Messis vero, consummatio sæculi est. Messores autem, angeli sunt."  tam çeviri: "onları ekmiş olan düşman İblistir; hasat dahi dünyanın sonudur; ve orakçılar meleklerdir."

 

1. Krallar 4:5 "Nunc autem requiem dedit Dominus Deus meus mihi per circuitum, et non est satan, neque occursus malus."   tam çeviri : " Fakat şimdi Allahım RAB bana her taraftan rahat verdi; ne düşman var, ne de kötü bir vaka var."

 

(12) “Sen Tanrı'nın bahçesi Aden' deydin. Yakut, topaz, aytaşı, Sarı yakut, oniks, yeşim, Laciverttaşı, firuze, zümrütle, çeşit çeşit değerli taşla bezenmiştin. Kakma ve oyma işlerin hep altındandı. Bunlar yaratıldığın gün hazırlanmışlardı. Meshedilmiş, koruyucu bir Keruv olarak Seni oraya yerleştirdim. Tanrı'nın kutsal dağındaydın, Yanan taşlar arasında dolaştın. Yaratıldığın günden Sende kötülük bulunana dek Yollarında kusursuzdun. Ticaretinin bolluğundan Zorbalıkla doldun Ve günah işledin. Bu yüzden kirli bir şey gibi Seni Tanrı'nın dağından attım, Yanan taşların arasından kovdum, Ey koruyucu Keruv. Güzelliğinden ötürü Gurura kapıldın, Görkeminden ötürü Bilgeliğini bozdun. Böylece seni yere attım, Kralların önünde seni yüzkarası yaptım.” (Hezekiel 28:13-17)  Bu ayetteki "güzelliğinden ötürü" tanımlanmasından yola çıkan Limbourg kardeşlerin (1385-1416) düşen melekler resminde iblis yakışıklı genç olarak gösterilmiştir. (yukarıda ikinci resim)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !